Oca 25

The Society of Digital agencies (SoDA) 1000 üye ajans yöneticisiyle gerçekleştirdiği anketin ve araştırmaların sonuçlarını başarılı bir raporda derlemiş.

Aslında Scott Monty’nin blogunda da yorumladığı gibi dünyaca ünlü dev şirketlerin pazarlama bütçelerinin %25′inin dijitale ve sosyal medyaya gitmeye başladığı bir ortamda “çevrimiçi pazarlama yükselişte” diye vurgulamaya gerek bile kalmıyor artık.

Gerçekleri bir kere daha görme adına incelenmesi gereken rakamlar şöyle:

(1000 Kişinin verdiği yanıtlar üzerinden)

Çevrimiçi Pazarlama Harcamaları

  • 3′te 2’sine göre 2010 yılında 2009′daki harcama miktarı kadar ya da daha fazlası olacak
  • %50’sine göre bütçeler gelenekselden dijitale kayacak
  • 2010′daki en önemli öncelikler sosyal ağlar/uygulamalar ve dijital alt yapılar olacak.

Yükselen Trendler

  • Müşteri deneyimi şimdiye dek olmadığı kadar önemli olacak.
  • Öykü anlatımı genişleyecek – lokasyon çok önemli bir bileşen olacak; öykülerin geliştirilmesindeki hız can alıcı, duygusal bağlantılar önemli olacak.
  • Banner reklamların sonunun başlangıcı olacak.
  • Fırsatların %40′ı mobilde olacak.

Sosyal Medya

  • Sosyallik hızla mobilleşecek.
  • Ölçümleme hiçbir zaman olmadığı kadar önemli olacak
  • Gerçek-zamanlı arama “statusphere”e ayrılmaz bir şekilde bağlanacak.
  • Hızlı içerik tüketme şekilleri değişmeye devam edecek, çevik pazarlamacılar mümkün olduğunca her yerde olmaya ihtiyaç duyacak.

Bütçe dağılım nasıl olacak?

Performans ölçümü nasıl olacak?

70 sayfalık SoDA 2010 Digital Marketing Outlook sunumuna buradan ulaşabilirsiniz. Sunumun içinde hangi programlama dili tercih edilecek sorusuna kadar bulabileceğiniz güzel ayrıntılar da var.

Paylaş ya da Yazdır:
  • del.icio.us
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Facebook
  • Print
Tagged with:
Oca 19

Image Space Media site sahiplerine ve yayıncılara alternatif bir yöntem sunmaya başlamış. İmaj-İçi Reklamcılık tanımını verdikleri bu yenilikçi ürünün pazarda yaratacağı katma değeri çok  değerli buluyorum.

Image Space Media‘nın bu yenilikçi ürünü ile reklam yayıncıları sitelerinin envanterinde bulunan imajların tümüne ya da istediklerine imaj-içi reklam alabilecekler. İmajlar küçük bir format dönüşümü ile fare ile gezildiğinde çıkacak şekilde reklamlanacaklar, kullanıcılar ancak resmi gezdiğinde bu reklamlarla karşılaşacaklar.

Sistemin akışı ise özetle şöyle: Sisteme dahil oluyorsunuz, sitenizdeki imajlar taranıyor, reklamlamak istediğiniz imajlarınızı siz seçiyorsunuz, reklama uygun olanlar tespit ediliyor. İçeriğe ve imaja uygun reklamlar imajlarla eşleşiyor. Sonrasında da oluşturulan java script kodu siteye yerleştiriyorsunuz.

Reklamlama sürecinde imajların içeriklerine zarar verilmemesi ve ilgili reklamlama yapılması şirketin öncelikleri arasında. Şu ana kadar 7.5 milyon imaja reklam sağlamayı başarmışlar.

Tıklama başına ödeme yöntemiyle kullanıcılara ödeme yapacakları bu ürünün pazarda kısa sürede ilgi çekeceğini ve bu ürünün Google gibi devlerin dikkatinden kaçmayacağını düşünüyorum.

Paylaş ya da Yazdır:
  • del.icio.us
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Facebook
  • Print
Tagged with:
Eki 20

Viral videolar yeni nesil fıkralar olarak tanımlanabilir.

Fıkraların kaynakları tespit edilemezlerdi, ölçümlenemezlerdi ve reklam mecrası olarak kullanılamazlardı.

Belki de birilerinin aklına virüs gibi yayılan bu potansiyel mecraları değerlendirme fikri gelmiş olsaydı, fıkralar “Temel elindeki Coca-Cola şişesi, Mini Cooper’ına bineyrüken..” şeklinde başlayabilirlerdi.

Viral videolar ise bir çok yeteneğiyle dijital dünyanın tam merkezine oturmuş durumda. İnsanları fıkralar kadar eğlendiriyor ve düşündürebiliyor bu videolar. Hatta arkadaş muhabbetlerinde tıpkı fıkraların ortam ısıtma mekanizması olarak kullanıldığı gibi kullanıyorlar. Reklamlı versiyonlarıyla ya da kullanıcı kaynaklı doğal virallerle.

Binlerce insan “Abi şu Mario oynayan kızı gördün mü ya?” sendromu yaşıyor aynı hafta içinde ya da “MacBook Air ile ekmek kesilebildiğiyormuş hocam, manyak adamlar!”  diye sövgüden sövgüye pazarlanabiliyor ürünler.

funtheory

Konuyu detaylandırmadan DDB’nin Volkswagen İsveç için hazırladığı “Fun Theory” viral kampanyasına gelmek istiyorum.

“Fun Theory” daha önce blogumda yer verdiğim Etsy’nin “a Handmade Moment” ismindeki harika yarışmasının ajans tarafından başyapıtlaştırılmış versiyonu. Kullanıcı içeriğini yarıştırarak, belirlenmiş bir markanın reklamının yapıldığı bu kampanyada para ödülleri var. Jüriden geçen videolar ya da fotoğraflar yayınlanıyor/yayılıyor.

Bugüne kadar 3 video jüriden geçerek yayınlandı ve videolar yayınlandıkları ilk günlerinde milyon gösterime ulaşabiliyorlar. Yarışmanın kurgusunun kattığı devamlılık, belirlenen içerik teması Volkswagen’in vermek istediği mesajı tam olarak potansiyel müşterilerine ulaştırıyor.

“Fun Theory”de insanları eğlence yoluyla doğallığa, doğaya, sağlığa,  vb.. pozitif kazanımlara yönlendirecek videolar isteniyor. Çünkü konu Volkswagen yeni çevreci modeli. Kampanyanın özeti, onların deyimiyle: “The Fun Theory dünyayı daha eğlenceli hale getirirken insanların davranışlarının gelişimine katkıda bulunmak için videolarda yakalanan tecrübeler serisi.”

Aşağıda en sevdiğim videosu “Piano Stairs” var. Yürüyen merdiven yerine opsiyon olarak sundukları piyanoya dönüştürülmüş sabit merdiven şimdiden dünya üzerinde 10 milyonun üzerinde kişiye ulaştı. Volkswagen logosu da videonun sonunda kendini gösteriyor.

Link: Piano stairs - Rolighetsteorin.se - The fun theory

*Video için bigumigu’ya (Aygül Pembecioğlu’na) teşekkürler.

Her birine hayran kaldığım videoların devamını takip etmek isterseniz adresi http://www.thefuntheory.com/.

Paylaş ya da Yazdır:
  • del.icio.us
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Facebook
  • Print
Tagged with:
Ağu 28

Twitter’da, Friendfeed’de ve Facebook’ta paylaştığımız anlık güncellemeler, ürettiğimiz ya da katkıda bulunduğumuz içerik bizim çevrimiçi DNA’mızı oluşturuyor.

Herhangi bir kullanıcıyı analiz ettiğimizde onun iPhone’u Nokia’ya tercih ettiğini, gününün büyük bir kısmını Maslak’da geçirdiğini, okuduğu kaynakları, vb.. gibi onlarca kişisel bilgiye ulaşmak artık çok kolay.

Bugünlerden sonraki yeni nesil tüm web servisleri bir şekilde kullanıcılarının halihazırdaki profillerini ve hayat akışlarını analiz ederek onlara doğru içeriği, kişiyi ya da ürünü ulaştırmaya çalışacak. Markalara da daha özel filtrelerden geçmiş, daha çıplak müşteriler bırakacaklar. (…ki markalar müşteriyi kolayca giydirsinler.)

16apps isimli iPhone uygulaması önerisi servisinin modeli bu yeni akımın ufak izlerinden sadece biri. 16apps kullanıcılarının Twitter, Last.fm veya Friendfeed kimliğini analiz ederek 60 binden fazla olan iPhone uygulaması arasından en uygun olanlarını öneriyor.

explain_highlightYukarıdaki resimde olduğu gibi kullanıcıları sınıflandıran bu uygulama, gerçek anlamda başarısız sonuçlar getiriyor olsa da vizyon açısından çok doğru bir yaklaşımdalar ve bir çok servise ilham olacaklar.

Halihazırda hizmet veren arkadaşlık siteleri, iş ağı siteleri, kariyer siteleri, e-ticaret siteleri, vb.. servisler de önümüzdeki dönemlerde kullanıcılarını bu şekilde analiz edecekler ve öneri uygulamaları geliştirecekler.

Daha az bütçeyle, doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştıralabilen ürünler ve hizmetler pazarlamacıların daha az yalan söylemesini sağlayacak.

Reblog this post [with Zemanta]
Paylaş ya da Yazdır:
  • del.icio.us
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Facebook
  • Print
Tagged with:
Haz 25

Etsy‘yi bilirsiniz. El emeği (göz nuru) ürünlerin alınıp satıldığı, en başarlı C2C sosyal alışveriş ağı örneklerindendir. Proje, aynı zamanda Türkiye’de de Pasaj.com isminde Nokta tarafından modellenmişti.

Düzenledikleri ödüllü bir yarışma hakkında önemli notlarımı paylaşmak istedim. Yarışma, bir kaç noktada dikkat çeken bir kurguya sahip.

a Handmade Moment” markalamasıyla düzenlenen toplam $10.000 ödüllü yarışmada katılımcılardan 15 ya da 30 saniyelik tanıtım videoları hazırlamaları isteniyor.

Normal şartlarda bir ajansa ya da prodüksiyon şirketine çok daha büyük bütçelerle hazırlatabilecekleri bir çalışmayı markayı en iyi tanıyan ve en çok seven kendi kullanıcılarına hazırlatmaları enfes.

Konsept ise şöyle:

Kullanıcılar, Magnify.net‘in video içerik yönetimi çözümü sayesinde videolarını Etsy.tv‘ye yüklüyorlar. Jüri(Tüm Etsy komünitesi) önüne çıkmak için videolarının Facebook, MySpace ve bloglarda en çok paylaşılan/izlenen video olma şartı var. Buradaki yayılımın izlenmesi de Magnify.net‘in alt yapısı sayesinde sağlanıyor. Bu sayede 25 video finale kalacak.

Sonrasında da tüm Etsy kullanıcıları oylamaya davet edilecek. Onlar da beğendikleri videoları paylaşabilecekler.

Yarışmanın sonlanma tarihine kadar (1 Haziran’da başlamış, 31 Ağustos’ta bitecek) geçen 3 aylık sürede Etsy.com‘u tanıtan binlerce video, tüm sosyal ağlarda Etsy‘nin binlerce ücretsiz evangelisti tarafından paylaşılacak. Küçük bir tahminle 100 milyona yakın video gösterimine ulaşacaklar. Hem de yarışma henüz sonlanmadan.

Yarışma sonlanınca da kazanan video Etsy tarafından TV’de ve çevrimiçinde tanıtımlarda kullanılacak. Hem de kazanan video sıradan bir video da değil artık, öncesinden 100 milyon kere teaser’ı yapılmış bir video olmuş olacak. Onun yaratacağı etki de $10.000′lık maliyetin çok üstünde olmuş olacak.

Para ödülü kazanacak olan ilk 10 videonun sahibi de Etsy ile yaşadıkları bu deneyimi unutamayacaklar. Uzun uzun da bloglarında ve çevrelerinde anlatacaklar.

Dünyanın bir ucundan da ben gelip bunu yazacağım. $10.000 maliyetli bir yarışmayı…

Bir örnek:

Paylaş ya da Yazdır:
  • del.icio.us
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Facebook
  • Print
Tagged with:
preload preload preload