May 27

Bugün itibarı ile Apple resmi olarak Microsoft’tan daha değerli bir şirket. Bugün için çok şaşırtıcı bir gelişme olmasa da, 13 sene önce bu tablo ancak güzel bir hayal olurdu.

Yukarıdaki ekran görüntülerinde görünen o ki 1997′de durum çok farklıymış, ben bu haberleri hatırlamıyorum. O zamanlar sadece iyi bir forvet oyuncusu ve golcü olduğum için övünüyordum. : )

13 sene önce Microsoft’un 150 milyon dolarıyla bir dönemini rahat geçiren Apple, bugün itibarı ile resmen MS’den daha değerli bir şirket.

En fazla 6,5 sene sonra paradigma yine tamamen değişecek. O zaman kimler kimleri karşılaştıracaklar, ne olacak gerçekten çok merak ediyorum.

Şu an yeri değil ama. Düşünmeden geçemedim.

Türkiye, Türk şirketleri… Belki..

5-10 sene sonra değilse bile, ileride bir gün neden bu oyunun merkezinde olmasın?

Tagged with:
May 01

Bugün yarı eğlenceli ve yarı bilgilendirici bir yazı yazarak, trend olan bir konuya değinmek istedim. Konu yeni nesil online alışveriş siteleri.

Geçtiğimiz sene Markafoni ile başlayan “Pavlov stili alışveriş :) ” çılgınlığı internet kullanıcılarına virüs gibi bulaştı. Limango, Bedava ve Trendyol isimleri de benim aklımda kalan ve Markafoni virüsünden yararlanan diğer şirketler.

Her gün aynı saatlerde aynı sitelere girmeye başlayan kullanıcılar yarı bilinçle bir şeyler satın almış olan(hatta aldıklarını unutmuş olan) insanlar olmaya başladılar. Şimdi de sıra Groupon stili sitelerle bu uzun süreli bilinç kaybı yaşayan insanlara ürün değil deneyim satmaya geldi.

Zili günün belirleyen saatlerinde çalacaklar. Markafoni stili sitelerde ürün kapıya geliyordu, Groupon stili sitelerde ise hizmete gidilecek. Biraz dışarı çıkıp, hava almak eminim iyi gelecektir. (Sosyal çevreme, eşime dostuma ve en yakınıma duyurulur) : )

Bunu sağlayacak olan Groupon-stili şirketler sırayla yerini almaya başladı. Bunlardan en iddialı giriş yapan CityDeal’ın Türkiye operasyonu Şehir Fırsatı oldu. Kipru mütevazi bir giriş yaptı. Grupanya ise sosyal medya desteği ile güzel bir yayılma yakalayacak gibi görünüyor. Diğer şirketleri de zamanla göreceğiz. (bknz. Webrazzi yazısı)

Her gün sınırlı sayıda ve indirimli (genellikle %45-%90 arasında) hizmet/deneyim satacak olan bu kolektif satınalma sitelerini kullanacak olan müşterilere fikir vermesi için Londra’daki kolektif satınalma sitelerinde dün vitrine çıkan hizmet satışlara göz attım:

Groupola – %69 indirimli Russian Kettlebell çalışması (8 gün, toplam 8 saat)
MyCityDeal – %75 indirimli bir günlük Spa seansı
myPiggyBack – %55 indirimli 45 dakikalık Diş Beyazlatma seansı
Likebees – %67 indirimli bir saatlik Pilates seansı
Wowcher – %67 indirimli güzellik/bakım seansı
vivavoucher – %45 indirimli bir aylık Metro Golf (şehir golfü) üyeliği
dealmob – %60 indirimli dört PowerPlate seansı
wahanda – %60 indirimli bir günlük Spa seansı

İşin yeteneği gereği sıklıkla boş alanları değerlendirmek için yapılan çeşitli satışlar göreceğiz. Yukarıda yaz ayına yaklaşan Londra için seçilmiş çeşitli aktiviteler var. Buradaki ürün seçimleri gördüğünüz gibi tesadüf değiller. Trend aylara ve mevsimlere göre değişiyor.

Gerek Markafoni stili, gerekse Groupon stili sitelerden alışveriş yapacak olan kişilerin gayet bilinçli olarak alışveriş yapması gerektiğini düşünüyorum. Bir kaç hızlı not:

Markafoni stili sitelerde;

-ürününüzün çok geç elinize ulaşacağını bilin

-sıklıkla outlet ürünler satın aldığınızı bilin

-”ucuz” ifadesi sizi çok fazla yanıltmasın

Groupon stili sitelerde ise;

-satın alırken karar verme süreniz daha kısa olacak, gerçekten gerek olmayan satın alma yapma olasılığı daha yüksek

-satın aldığınız hizmet için yazılan açıklamaları çok dikkatli okuyun, belirli günler içinde ya da belirli bir saat aralığında hizmetler bulunabilir. kısıtlı imkanlar sunan hizmetler olabilir vb.

-dış mekanda yapılacak aktiviteler olacağı için çeşitli zorluklarla karşılaşma olasılığınız daha fazla; ulaşım, kupon ya da bilet temini, vb.

-zamanını geçirip, hizmetten yararlanamayabilirsiniz

Bu konunun diğer boyutlarında yazılmış olan iki güzel yazıyı öneririm. (Sina Afra’nın yazısı, Çağlar Erol’un yazısı)

Bu alanda hala girişim niyeti olanlar varsa küçük değişiklikler yaparak bir miktar fark yaratabilirler ve kendi komünitelerini oluşturabilirler diye düşünüyorum.

Tagged with:
Şub 15

Google Buzz‘ı -daha önce sevdiğimi belirtmeme rağmen, bir kaç günlük kötü deneyimler serisi sonrasında- bundan sonra pasif olarak kullanacağım.

Yaşadığım bazı kötü deneyimleri bir kaç başlık ve alt başlık altında toplamak istedim.

Deneyimlerim:

  • Friendfeed kadar rahat sörf yapma, araştırma, TAKİP hissi vermiyor.

Bunun nedenleri olabilecekler:

yavaşlık: Google’ın devasa kullanıcı trafiğinin getirdiği yük sistemi ister istemez yavaşlatıyor. Bu yavaşlık “Sosyal Medya” yani “Gerçek-Zamanlı” akışın doğasına tamamen zıt. Reader ya da GMail’de görmeye alışkın olduğumuz yavaşlık bir sosyal medya aracına yakışmıyor.

kullanılabilirlik: Tam sayfa olmayan, GMail içi bir ekranın içinde kullanılabilirlik aramak bile manasız aslında. Bunun dışında rahat kullanımın önüne geçen bir çok eksiği var. Listeleme yok, tartışmaları takip edebilmemiz için bir özellik yer almıyor, beğendiğimiz içerikleri bile görebilme şansı yok. Gizleme yapma vb. bazı özellikler ise körü körüne eğilimler göz önüne almdan hazırlanmış gibi.

hak ihlalleri: Buzz GMail’in içine izinsiz girerek zaten baştan kaybetmişti. Ondan sonra iş öyle bir boyut aldı ki belki de Google’ın en büyük hak katliamı Google Buzz ile yapıldı. Google Reader’a müdahele ettiler! Google Kişiler’e müdahele ettiler. Google Profile’e müdahele ettiler. Her birinde izin alınmadan eklenmiş bir sürü arkadaş değişimi oldu. Google Reader da bundan nasibini alarak hantallaştı. Google Kişiler’de yani email arkadaşlarımızı ve bağlantılarımızı stok ettiğimiz kişisel alana müdahele edildi.

stabilite: Yok öyle bir şey. Her an hata veren, her an yavaşlayan bir sürü fonksiyona sahip. Listeler kendi kendine bazı kararlar alıyor. Çıkardığın kişi listeden çıkmıyor. Birileri otomatik ekleniyor. Ve tüm bunlar olurken size herhangi bir uyarı ekranı göstermiyorlar.

  • Henüz tam bir toplayıcı değil.

“Connected sites” diye adlandırdıkları özellik çok kısıtlı. Kullanıcının kendi blog’unu eklemesi için takla atması gerekiyor. Tuhaf bir şekilde Friendfeed eklediğinizde yazı karakteri değişiyor, oradaki profil resminiz dahi geliyor. Ne yapmak istediklerini ne kadar bildiklerine emin olamıyorsunuz.

Google Buzz hiç bir zaman kendi başına etkin aktif teknoloji komünitesine hitap edecek bir toplayıcı servisi ve sosyal medya aracı olamayacağını düşünüyorum. Bloglar için elle tutulur bir trafik sağlayacağı kesin fakat hiç bir zaman etkin kullanıcıları orada ciddi yorumlar paylaşırken göreceğimi sanmıyorum.

Google Buzz kesinlikle kullanılmalı fakat bunun için Google Buzz’ın içinde kalmaya hiç gerek yok. Twitter’ı ve diğer sosyal medya araçlarınızı bağladığınız Friendfeed’i de Google Buzz’a bağlarsınız ve sistem otomatik pilotta sizin için yeni kullanıcı avına çıkar. Ya da Twitter’ı.. Tercih sizin..

Servisin mobilde Latitude ile yer bilgisi etiketlemesi ve görselleri stoklarken Picasa ile görsel arşivleme kolaylığı sağlaması olumlu özelliklerinden. Bunların yanında güncel Buzz sayılarına gelecek olursak:

  • Saatte 160.000 giriş ve yorum yapılıyor (56 saatte 9 milyon giriş ve yorum yapılmış)
  • Dakikada 200′den fazla yer bilgisi yani günde 300.000 yer bilgisi giriliyor
  • Dünyanın sekizyüz bir yanından insan var! (Aşağıdaki resim ve link durumu özetleyebilir.)

Buzz linki

Dünya genelinde 175 milyondan fazla tekil ziyaretçisi olan bir servisin içine PATATES TARLASI entegre edilse o tarla artık daha işlek bir tarla olur. Bu yüzden sosyal medyayı izleyen markalar için Google Buzz da güzel bir oyun alanı olmalı. Çünkü daha büyük kitlelere ulaşmak mümkün!

Devlerin birebir taklit etmeye çalışıp bir de başarısız taklitler üretmeleri inanılmaz acı.. Facebook Friendfeed’i satın alırken en azından Friendfeed’i öldürmüştü; şimdi Google belki de bir kaç ay içinde binlerce aktif Google Reader, Contacts, GMail kullanıcısını kaybedecek.

Kazançları mı fazla olur kayıpları mı şimdilik bilinmez… Ama memnun müşteriyi kaybetme lüksü bu dünyadaki hiç bir şirketin alabileceği bir risk olmamalıydı. Fakat Google bu riske girmiş gözüküyor.

Bakalım sonu ne olacak bu sosyal medya araçları savaşlarının? Facebook neler yapacak? Terkedilmiş Friendfeed’e neler olacak? Twitter nasıl konumlanacak?

İşin sonu.. Son kullanıcıya neler olacak?

Not: Benim yazdıklarımı geliştirecek yorumlarınızı eklemeniz güzel olur. Ben ciddi bir araştırma yapmadan sadece bir kaç günlük deneyimlerimden aklımda kalanları yazdım. Sizin neler düşündüğünüzü daha çok merak ediyorum.

Tagged with:
Ara 06

Friendfeed’de gun icinde populer olmak ay sonunda kisiye ya da temsil ettigi markaya deger katiyorsa sosyal medya araclarinda gecirdigin zamanin geri donusu pozitif bir degerdedir.

Yoksa takipci sayisi -Ugur Ozmen’in gecen gun bir sohbetimizde dedigi gibi- kisiye “verimsiz karizma” katmaktan oteye gitmez.

Bir denge olusturmak icin kisi kendini bir urun olarak gorerek baslamali.

Kisiyi birey olarak bir girisim, aliskin oldugumuz dilde ‘humanbeing startup” olarak nitelendiriyorum. Is modeli, gelir modeli, ROI, yatirimlar, is birliktelikleri, vb.. diger tum tanimlar birebir olarak kendi ‘humanbeing startup’inizda da karsiligi olan ogeler.

Bu sureclerden bugun tum dunyada bir cok insan geciyor. Sosyal medya diye siklikla empoze ettigimiz ulkemiz icin yeni bir is trendi ve bu surecte kullandigimiz jargon gelip gecici olacak.

Kalici olan ise kisinin durusu, ihtiyaclari ve hayal etme arzusu olacak.

Cikarlar ya da cikarimlar ne olabilir diye dusununce bir yigin olumlu gozleme sahibim.

Turkiye’de web pastasi buyuyor, yolun basindayiz. Herkese yetecek kadar buyuk bosluklar var. Gecici trendlerde bogulmak yerine kalici esnek hedeflerle emeklemek tercih edilmeli.

Sevdigim bir alintiyla kisa keseyim: “Kucuk gemilerde kaptan olmak yerine, buyuk gemilerde tayfa olun…”

Sanirim sakin ve az dalgali olan yol da budur…

(“Yalniz ama guzel ulkemin” web sektorunde bir seyler yapmak isteyen guzel insanlarina ithafen… Arada bir ic doktugum Pazar Gunu yazilarindandi.)

Guncelleme: Aziz Nesin’in nesin? soyadini alma karamizahi da denk geldi. Bunu da okuyun. http://friendfeed.com/ezaman/efa060f5/o-y-d-i-k-n-u-1934-ylnda-soyad-kanunu-ckt-her-turk

Tagged with:
Kas 13

Bir gun Ibrahim Evsan‘la bir metro yolculugumuz sirasinda mikroyatirimcilik hakkinda sohbet ediyorduk. Sohbeti atesleyen olay o zamanlar socialmedian’in CEO’su olan Jason Goldberg’in Friendfeed uzerinde bir baslik acarak yatirimci toplama denemesi konusu olmustu. socialmedian severler ve Jason’in takipcileri $250′ser $500′er para vererek kucuk hisseler almaya cok istekli olmuslardi ve biz de boyle bir yatirima olan yaklasimlarini memnuniyetle karsilamistik. Sohbet sonunda, Ibo’nun metronun merdivenlerinde cikarken kan dolasimini hizlandirmak icin avcunu kapatip actigini hatirladikca tebessum ediyorum. Saglam bir konu bu.

Eger o gun o Friendfeed uyelerinin yatirim surecleri tamamlanmis olsaydi, socialmedian Xing’e satildigi gun yatirimlari 50′ye ya da 100′e katlanmis olacakti. Hem de sadece bir yil icerisinde.

Bu konuda hala ciddi bir bosluk var. Internet girisimciliginin ufkunda mikroyatirimlar buyuk rol oynayacaklar. Ozellikle Turkiye gibi gelismekte olan pazarlarda girisimciligin kolaylastirilmasi gerekiyor. Yemek yemek, okula gitmek, su icmek gibi bir ihtiyac olan girisimciligin ozendirilmesi ve tesfik edilmesi gerekiyor.

Bu konuda Irlandalilar kendilerine bir soru sormuslar. Bu sorunun yaniti benim mikroyatirimcilik konusunda ufkumu genisletti.

Soru: “Investing karsilik bekleyerek yapilan yatirimsa, hic bir karsilik beklemeden sadece girisimciligi tesfik etmek icin yapilan yatirim da olmali.”

Yaniti: “Outvesting” http://outvesting.org

Kurgu: 100 kisi bir araya gelir. 50€ girisimciligi tesfik bagisi yapar. 5000€ toplanir. Girisim sahipleri form doldurarak basvurur. Bagiscilar oylama yapar. En cok oyu alan girisim 5000€’yu alir.

Sonuc: Girisimcilik kazanir.

Bireysel mikroyatirimcilik. Dunyada bu alanda harika gelismeler olacak. Gidisati izlemek cok keyifli…

Not: Normal bir klavye ve ekran kullanmadan yazdigim icin karakter hatalarimi gormezden gelmenizi rica ediyorum.

Tagged with:
Kas 12

Bir Japon 61mbps’lik bağlantısıyla $0,27 öderken, bir Fransız 18mbps’lik bağlantısıyla $1,64 ödemiş ve aynı dünyada yer alan bir Türk ise 1mbps’nin altındaki bağlantısıyla $20 ya da $30′ın üstünde ödeme yapmış.

internetspeed

Dünya ülkelerinin internet hızları ve kullanıcının cebinden çıkan rakamlar OECD ve ITIF genişbant sıralaması ve IWS genişbant penetrasyon verileri kullanılarak bir afişte görselleştirilmiş.

Bu tablo Türk internet sektörünün gelişmesini engelleyen bazı temel faktörleri gözler önüne çok net bir şekilde seriyor.

Sıralamalarda yer alan dünya ülkeleri(30 ülke) arasında:

—Ortalama genişbant hızları sıralamasında dünya genelinde sondan 5. ülkeyiz.

Bizden yavaş ülkeler sırasıyla Avustralya, Çek Cumhuriyeti, İspanya, Meksika ve Yunanistan.

En hızlı ülkeler sırasıyla Japonya(61mbps), Kore(46mbps), Finlandiya, İsveç ve Fransa(17.6mbps)

—Genişbant penetrasyonu sıralamasında %35~ ile Meksika’dan sonraki en düşük penetrasyona sahip ülkeyiz.

Dünya ülkelerinin 3′te 2′sine yakın bir çoğunluğu %60′dan daha yüksek penetrasyona sahip, bu 3′te 2′nin de büyük kısmı %80′e yakın penetrasyonda.

—1mbps bağlantı için ayda ödenen ücret sıralamasında da (yine Meksika ile birlikte  $20′nin üstünde) en çok ücreti ödeyen ülkeyiz.

Keşke bir fıkra olsaydı değil mi…

Sizler yine de fıkra gibi başlayan ve durumumuzu özetleyen ilk paragrafı fırsat buldukça arkadaşlarınızla paylaşın.

Google Alerts yoluyla da şu kişilere ulaşmasını dilerim: Binali Yıldırım, Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Paul Doany, Türk Telekom

Tagged with:
Eyl 10

Bugün Türk internet sektörünün yanlış ve geriden de olsa kendi doğrusunu bulabileceğini düşünüyorum.

Tepeden inme değil sırasıyla güzel gelişmelerin ardından yapılmış bir gözlem bu. Aklıma gelen bir kaçını sıralayıp, bir durum değerlendirmesi yapma şansı bulmuş olayım.

Markafoni gibi bir iş var Türkiye’de ve günü gününe her kampanyası ses getiriyor. 365 günü hakkıyla geçirdiler. Aşık kullanıcı kitlesi yarattılar. Çok yakın zaman içinde büyük bir yabancı yatırım alacaklarını adım gibi biliyorum. Yazalım bir yere.

Limango, Markafoni’nin yarrattığı etkiyle dahil oldu pazara. Yakın zamanda Quelle geldi. BestBuy geldi e-ticaret için hazırlanıyor.

Türkiye’nin kendi sağlam kaleleri hala ayakta. GittiGidiyor ve sahibinden.com gerçeği hala devam ediyor. sahibinden GG’nin imajını biraz olsun sarsmışa benziyor olsa da, her an değişebilecek dengelere sahip bir rekabet söz konusu.

Bu iki devin yanında bir çok emlak ve araç ilan sitesi de ticaret hacmi oluşturmaya devam ediyorlar. YemekSepeti Türkiye’ye artık yemek yetiştiremiyor.

Artık kişiselleştirilmiş ürünler dahi tercih edilmeye başlandı. T-Shirt siteleri yavaş yavaş ilgi görüyorlar. Pasaj.com’da el emeği ürünler satılıyor.

AkAkçe.com gibi harika son kullanıcı projeleri kabul görmüş durumda. Cimri.com dev bir veri tabanına kavuşuyor.

Video siteleri ve sosyal ağlar çok yoğun trafiklere sahipler. Kapalı YouTube, sevenload, Vimeo, Dailymotion, izlesene, timsah, uzmantv her biri her ay milyonlarca kişiye ulaşıyor. Facebook furyası, online zürafa sokakları ve benzeri onlarca iş yine milyonlara kucak açıyor.

Google, Facebook, Friendfeed gibi dünyada adından en çok söz ettiren sitelerin kullanım istatistiklerine baktığımızda Türkiye ismini ilk üçte görebiliyoruz.

Blog furyası hız kesmeden sürüyor. Binlerce blog aktif olarak güncelleniyor. TheNextWeb gibi ünlü bir web 2.0 magazin/güncel blogu Türkiye’de yerelleşiyor. Webrazzi ‘Webrazzi Global’ olarak İngilizce olarak yayına geçiyor. Aynı zamanda TechCrunch ile anlaşarak yazılarının bir kısmını onlarla paylaşıyor.

Architurk, 1insaat vb gibi bir sürü niş alanda başarılı web sitesinin ismini sıklıkla duyuyoruz.

Sosyal medya diye bir kavram ve kendini bilen ya da bilmeyen bir sürü fedai resmen internetten kopmuyor. Ekşisözlük vb sözlükler güncellenmekten kırılıyor.

Mynet gerçeği, 5 konulu resimli haber siteleri, Microsoft siteleri işlevlerini hakkıyla son kullanıcıya ulaştırıyorlar.

ComScore gibi bir dev Türkiye’siz bir pazar analizi olamaz diyor ve bizi sayıyor. ReklamZ Network’u, iab’nin aktivitesi, Google’ın vazgeçilmezliği derken…

Ben mi çok iyimserim yoksa siz mi çok kötümsersiniz bilmiyorum ama…

Aklı olan arkadaşlarımız Türk internet sektöründe para kazanmanın yolunu buluyorlar. Bulmaya devam edecekler.

Yeniler gelecek. Eskilerden kalanlar ve yoluna devam edenler olacak.

Biraz sabrederseniz Şirinler’i siz de göreceksiniz. Yeter ki odaklanın ve sadece işinizi yapın.

Bu sektör henüz herkese ‘doğrudan, bağırılarak” söylenmemiş olan bir çok değere sahip…

(Hiç araştırmadan, düşünmeden, gelişine yazdım. Unuttuğum değerli isimler ve gelişmeler olduysa affola. Buralardayım, bir ara devam ederim.)

Tagged with:
Ağu 28
Facebook headquarters in downtown Palo Alto, C...
Image via Wikipedia

Techcrunch’ın anasayfasını gezerken Türk bayrağıyla karşılaşınca sendeledim. Ne yaptık yine acaba diye endişelenirken, meğerse Facebook’muş yine.

Facebook hakkındaki bir kaç halka açık bilgiyi güzel bir şekilde görselleştiren Buzzpoint‘in Facebook istatistikleri görselini yayınlamışlar. (Görselin tamamı)

facebook-turkey

Yayınlanan görselde ülke nüfuslarıyla Facebook’un 250 milyonluk nüfusunun karşılaştırması, ülkelere göre Facebook kullanıcıları sıralaması ve ülke nüfuslarındaki Facebook kullanıcı oranları var.

Hayra mı yormak lazım bu yükselişi bilmiyorum. Ama ben Facebook 1 milyar kullanıcıya ulaştığı gün kendime “bir gün” izin vereceğim. Uzaklaşacağım buralardan.

Aşağıdaki videoda çok değerli sayılar var, izlemenizi öneririm. Bir kaç hataları var, onları da videonun ikinci sürümünde düzelteceklermiş.

Link: Sosyal Medya Devrimi

“Social Media Revolution” isimli çalışmada bir bilgi dikkatimi çok çekmişti: “Yılda 50 milyon kullanıcıya erişmek için radyo 38 yıl, televizyon 13 yıl, I. Explorer 4 yıl, iPod 3 yıl harcadı ama Facebook 9 aydan kısa bir süre içerisinde 100 milyon kullanıcıya ulaştı.”

Reblog this post [with Zemanta]
Tagged with:
Ağu 12

Friendfeed’i ilk günlerinden itibaren izliyorum. Friendfeed’i Türkiye’ye tanıttığım ilk yazıda şöyle yazmışım:

Resmi lansmanı hafta başı yapılan önümüzdeki yılların aktif oyuncusu olacağına inandığım ve kendini sevdirenler listeme eklediğim bir başka oluşum da FriendFeed; hiç bir şans kırıntısı olmadan tamamen başarıya gideceği öngörülen ve Google‘ın çekirdek ekibinde yer almış 4 ismin bize hediye ettikleri ürün.

Bugüne kadar Türkiye’deki ve dünyadaki internet sektörlerinde gerek servisleri gerekse servislerin arkasındaki insanları buradan tanıdım.  Bu servisi Türkiye’de en verimli kullanan kişilerden biri olduğumu düşünüyorum.

Facebook’un kullanıcılarına tekrar kazandırdığı eski arkadaşlar kadar, Friendfeed de yeni insanlar kazandırdı tüm kullanıcılarına.

Niyetleri farklı gözüken iki benzer servisin kesiştiği gün geldi. Facebook ilk günlerinden beri arzuladığı ve her gün daha çok benzemeye başladığı Friendfeed’i satın aldı. Şimdi Friendfeed kültürünün, Facebook içinde zamanla kaynaşmasını izleyeceğiz.

feedface

Friendfeed ucuza falan gitmedi

$5 milyon dolar sermaye ile yola çıkan ve henüz bu rakamı tüketememiş olan Friendfeed 1.5 seneye yakın bir süre içinde eğer konuşulan rakamlar doğruysa $15 milyon peşin, $32.5 milyon değerinde Facebook hissesi karşılığında satıldı. (Facebook şu anki önerilen stok değeri $6.5 milyar. Friendfeed’in sahip olacağı hisseler, Facebook hisselerinin 1/200′üne denk geliyor.)

Friendfeed kullanıcıları aşırı duygusal davrandı

Friendfeed gibi girişimcileriyle kullanıcıları arasında sağlam ilişkilere sahip bir web girişiminin Facebook gibi devleşmiş ve soğumuş bir şirkete satılıyor olması kullanıcılarının şaşkınlığına sebep oldu. Fakat Chris Pirillo’nun da dediği gibi Facebook, Twitter ve Friendfeed – bunların hepsi araç. Eğer araçları komünite olarak görüyorsanız, sizler de bir araçsınız.

Facebook değişecek

Tek tek hangi Facebook özelliklerinde yenilenmeler olacak, Facebook’u hangi yenilikler bekliyor diye yazmak için çok erken. Friendfeed ekibi bile bu geliştirme süreçlerini hayal ederken artık Mountain View’daki ofislerinde olmadıklarını ve bugün 250 milyon vatandaşı olan yarın 1 milyar insana ev sahipliği yapması olası bir ülkenin içinde olduklarını düşünerek ağır ağır ilerleyeceklerini vurguluyorlar.

Facebook’un öncelikli hedefleri neler olacak derseniz; açıklık artacak, kullanıcılar arası diyalog artacak, daha çok insanı izleyebileceksiniz ve mobil kullanım artacak.

Hızlı kültür ve mühendislik değişimi yapacakları konular arasında Facebook’un gerçek zamanlı arama motorunu geliştirme, Facebook’taki paylaşımlardaki kullanıcı filtrelemesinin güçlendirilmesi, Facebook mesajlaşma servisini gözden geçirme, Facebook Email servisinin ön hazırlıkları, home feed’deki kullanıcı diyalogunu ve enformasyonel paylaşımı arttıracak kullanılabilirlik dokunuşları vb.. liste seneler içinde uzar gider.

Biraz kuşkulanmadım değil!

Google’ın internet üzerindeki hakimiyetini Facebook’un ele geçirmesi kaç sene sürer kestiremiyorum fakat bu 4 Google mühendisinin Facebook tarafından yıllar önce seçilip seçilmediği konusunda şüphelerim yok değil. Yani bu bütün satın alma haberleri, Friendfeed’in bugüne kadarki girişimci ruhu ve her şey önceden hazırlanmış güzel bir senaryonun parçası bile olabilirler. Facebook’u “Google killer” bir servise dönüştürmek için her şey denenmiş olabilir. Çünkü küçük hesaplardan değil, milyarlarca insana anlık erişimden bahsediyoruz. Yeni dünya düzeninden…

Facebook / Google rekabeti

Facebook, Google rekabetinde bugünden sonraki kilit şirketler Microsoft ve Twitter olacaklar. Zaman içinde bu senaryonun nasıl şekilleneceğini göreceğiz. Muhtemelen Google Twitter’ı satın alacak. Facebook’ta Bing ile site içi sunacağı web arama özelliğini belirgin şekilde ön plana taşıyacak. Bing’e de bir gün Facebook’ta ara özelliği de eklenirse arama motoru pazar paylarında yer yerinden oynayabilir. Ayrıca kısa süre içinde Facebook’taki tüm kullanıcı içeriği gizlilik ayarlarından kapatılmadığı sürece halka açık paylaşılacak.

Facebook ve Google arasındaki kıyasıya rekabetin sonu ne olacak merakla izlemedeyim. Google’ın sosyal ağ olamadığı her gün, Facebook arama motoru oluyor. Friendfeed ile birlikte gerçek zamanın kullanımın da Facebook tarafında güçlenmeye başladığını görmek gerçekten etkileyici.

Bu tüm iyi özelliklerini Facebook Connect ile birleştirebilir ve bir reklam ağı da kurabilirse Google’ın reklam pastasındaki payı da yavaş yavaş küçülecek.

Senaryonun tamamını hep birlikte izleyip göreceğiz.

Tagged with:
Mar 21

İlk günlerinden itibaren interneti ilk deneyimleyenler genellikle 18-24 yaş aralığında yani genç insanlar olmuş olsa da; bu deneyimin daha üst yaş gruplarına aktarılması ve çevresel deneyim aktarımının gerçekleşmesiyle demografi çok daha farklılaşarak değişmeye devam edecek.

Tüm bu değişime, internetle tanışma yaşının çok çok aşağılara çekilmiş olması ve daha da aşağıya çekileceği gerçeği eklenenince önümüzdeki dönemlerde yayılımın nasıl farklılaşacağını belirlemek kompleksleşiyor.

Bundan sonraki süreci, üreticilerin ve tüketicilerin izlemeyi seçeceği yollar belirleyecek. Öngörünün yetersiz kaldığı, bilimsel istatistiklerle ölçümlenemeyen, günün dinamiklerinin belirlediği, sabitleri ve etiği olmayan web sektörü dünyaya ekonomik açıdan katkı sağlamaktan öte bulunduğumuz sosyal ve ekonomik düzeni kaosa sürüklemeye devam edecek.

Çünkü eldeki veriler -herhangi x bir açıdan bakıldığında- stabil değiller ve sektör bu hali ile giderse herhangi bir değişiklik olmayacak.

Web 2.0, Web 3.0 gibi kağıt üstünde ve bir sonraki gelenin izleyebileceği bir yol haritasını içermeyen geçici devrimler yerini bir an önce kalıcı kurallara bırakmalı.

Bu günden sonra biraz daha kapsamlı ve kağıt üstünde kalmayacak, geliştiricileri ortak paydalar altında toplayabilecek net değerler için kafa yormaya da zaman ayırmamız gerekiyor.

Türkiye olarak bu devrimin içinde söz sahibi olmamız -son 20 yıldaki yanlış duruşumuz nedeniyle- mümkün olmayacak olsa da; Türk insanı olarak bu komple değişimin içine bir şekilde dahil olmalıyız.

Ya da doğru olmadığını bile bile bu çizgimizi koruyarak; güçsüz kalacak ve değersizleşmeye devam edeceğiz.

Hani internette her şey ölçümlenebiliyordu? Ne kadar acı bu gerçekler… Ne kadar?

Tagged with:
preload preload preload